Kelebegin Rüyası

"Günün birinde bir ermiş, rüyasında kelebek olduğunu görmüş. Uyandığında kafası karışmış. Kendi kendine şöyle demiş. 'Ben mi rüyamda kelebek olduğumu gördüm yoksa kelebek mi rüyasında ben olduğunu gördü?'"

Eveeet bu filmi de epey beklemiştim. Hemen ertesi günü gittim tabi ki izlemeye. Yılmaz Erdoğan'ı sevmem, Belçim'in oyunculuğu ise resmen vasattı yani sahteydi diyebilirim. Neyse ki filmi kurtaranlar tabi ki iki yakışıklı oyuncu Mert Fırat ve Kıvanç Tatlıtuğ. Hatta Kıvanç Tatlıtuğ filmi bu ya ötesi yok.

Zeynep Abdullah'ta iyi oyuncu hakkını yememek lazım. Ama o Belçim yok mu.!
Gelelim filme. Tam bir görsel şölen tek bir diyeceğim yok bu konuda, müthiş. Yadırgadığım kısım, şairlerin isimlerine filmin başında veya sonunda yer verilmemiş olması!
Film gerçekten çok naif ve kırılgan bir film. Sakin ama dramatik, kimseyi boğmadan yapıyor ama bunu. Film 138 dakika tabi biraz uzun, biraz kısa tutulabilirdi diye düşünüyorum yine de. Ama güzeldi gidip izlemeye değerdi.



1940'lı yıllarda Zonguldak'ta zor şartlar altında yaşayan iki genç şairin hayatını anlatıyor ama buna filmde değinilmiyor, demiştim. Muzaffer Tayyip Uslu ve Rüştü Onur'un zengin kızı Suzan'a aşık olup, iddiaya girmeleri ile başlıyor her şey. İkisi de en güzelinin bile bir şiirlik canı var felsefesine sahip. 

"Aşk bahanesidir şiirin." diyorlar, şiir aşkından başka, gözleri aslında hiç bir şeyi görmüyor. Rollerinin hakkı olan şiirselliği ikisi de çok güzel yansıtıyor filme. Şiirlere fazlasıyla yer veriliyor, çok yerinde çok güzel bir şekilde. Neyse, bir kaç beğendiğim kısmı bende buraya bırakıyorum ve iyi seyirler diyorum.

Diyecekler ki arkamdan,
Ben öldükten sonra,
O, yalnız şiir yazardı.
Ve yağmurlu gecelerde,
Elleri cebinde gezerdi.
"Yazık" diyecek,
Hatıra defterimi okuyan.
"Ne talihsiz adammış,
İmanı gevremiş parasızlıktan.."

Muzaffer Tayyip Uslu

Yorumlar

Popüler Yayınlar