Çanakkale: Yolun Sonu
Sezonun başından beri bir sürü Çanakkale filmi vizyona girdi, işin açıkçası hiç birine gitmedim. Bu filmde dün vizyona girdi, akşam seasına gittim ve izledim. Diğer Çanakkale filmleri ile kıyaslama yapamayacağım malesef dediğim gibi çünkü izlemedim. Filme gitmeden önce bir kaç yorum okudum haliyle fragmanı falan izledim. "Şu şu filmin aynısı ya yine çalıntı kurgu" vs tarzı yazılar. Tabi ki bana göre yine de dönemin ruhunu yansıtmakta biraz zorlanıyor bu tarz filmler, o tatmin yakalanamıyor üstüne birde abartmış, saptırmış ise ooow yani. Sinemadan çıkınca bi "Ya Allah bismillah" havasına girmiyoruz. Yani eksik bir çok şey var. Tarih bilgim çok diyemem ama tatmin etmiyor beni de. Bu değil ya bu değil işte diyorum kurguda hep bir eksiklik oluyor bu tarz filmlerde. Neyse..
Kadroda nam-ı değer Memati, Umut Kurt, Berrak Tüzünataç gibi isimler vardı. Oyunculukları da fena değildi. Görsel bir şölendi. Ama bazı bağlantıları herkesin kurabildiğini sanmıyorum çok hızlı geçtiği için, çok zor yani. Ayrıca Behice hemşirenin o bembeyaz kalabilen üniforması beni şaşırttı yani savaş bu nasıl ilk günkü gibi tertemiz kalabiliyor! Savaş abi bu savaş! Biraz eskitme biraz kan toz hiç mi yani,kimse mi düşünemedi. Yok olmamış cık. Melek imajı vermişler ama yeri değil.
Birazda Memati'den yani keskin nişancı Muhsin'den bahsedeyim. Bıyık bırakmış kiloda vermiş. Cesur bir abi seferberlik ona çıkmasa da kardeşi ile savaşa gidiyor. Zaten o alışkın vurdulu kırdılı işlere gayette iyiydi performansı. Umut Kurt'da onun kardeşi Hasan'ı canlandırıyor. Hakkını yememek lazım iyi çocuk, iyide oynamış. Ama filmin en başında gösterilen Muhsin'in oğlunun oyunculuğu da iyiydi adı ne bilmiyorum. Detayları toplayıp abartılardan çıkartsak elde ufak ama manidar şeylerde kalıyor hakkını yemeyelim. Varsa 2 saatiniz gidin izleyin. Ha bu arada çalıntı bunun kurgusu aynı şu dedikleri filmde " Enemy at the Gates" idi.
Kadroda nam-ı değer Memati, Umut Kurt, Berrak Tüzünataç gibi isimler vardı. Oyunculukları da fena değildi. Görsel bir şölendi. Ama bazı bağlantıları herkesin kurabildiğini sanmıyorum çok hızlı geçtiği için, çok zor yani. Ayrıca Behice hemşirenin o bembeyaz kalabilen üniforması beni şaşırttı yani savaş bu nasıl ilk günkü gibi tertemiz kalabiliyor! Savaş abi bu savaş! Biraz eskitme biraz kan toz hiç mi yani,kimse mi düşünemedi. Yok olmamış cık. Melek imajı vermişler ama yeri değil.
Birazda Memati'den yani keskin nişancı Muhsin'den bahsedeyim. Bıyık bırakmış kiloda vermiş. Cesur bir abi seferberlik ona çıkmasa da kardeşi ile savaşa gidiyor. Zaten o alışkın vurdulu kırdılı işlere gayette iyiydi performansı. Umut Kurt'da onun kardeşi Hasan'ı canlandırıyor. Hakkını yememek lazım iyi çocuk, iyide oynamış. Ama filmin en başında gösterilen Muhsin'in oğlunun oyunculuğu da iyiydi adı ne bilmiyorum. Detayları toplayıp abartılardan çıkartsak elde ufak ama manidar şeylerde kalıyor hakkını yemeyelim. Varsa 2 saatiniz gidin izleyin. Ha bu arada çalıntı bunun kurgusu aynı şu dedikleri filmde " Enemy at the Gates" idi.

Yorumlar
Yorum Gönder